YÜCEL DÖNMEZ’DEN YILIN SERGİSİ 4 Haziran’a kadar sürecek

Sanat çalışmalarını Amerika ve Türkiye’de ki atölyelerinde sürdüren ressam Yücel Dönmez’in, İstanbul’da açtığı sergisinde son yıllarda yaptığı çalışmaları yer alıyor. Kendisine özgü teknik ve üslubu ile bilinen Dönmez, İstanbul metrolarında bulunan çağdaş çalışmaları ile de tanınmaktadır. Yücel Dönmez’in büyük boy çalışmalarının yer aldığı serginin sponsoru Orjin iş merkezi ve Eti, sergi organizatörü ise ünlü şair ve sanat yazarı Gülseli İnal.
Görsel sanatlarımızda ilklerin sanatçısı olarak bilinen Yücel Dönmez’in “DEEP” adını verdiği sergisi ziyaretçiler tarafından, ilgi ile izleniyor.

Maslak Orjin iş merkezi galerisinde açılan sergide Dönmez’in son 5 yılda yaptıklarından bir seçki yer alıyor. Orjin iş merkezi ve Eti bisküvileri tarafından sponsor edilen serginin organizatörü ünlü şair ve sanat yazarı Gülseli İnal.

İzleyiciler tarafından yılın sergisi olarak nitelendirilen etkinlikte sanatçının büyük boy çalışmaları yer alıyor.

Yücel Dönmez dünya görsel sanatlarına getirdiği teknik ve üslubu ile bilinmektedir. Sanatçının İstanbul metro istasyonları ve Anadolu Adalet Sarayında ki çalışmalarının bulunduğu yerlerde her gün 3 milyon insan trafiğinin olduğu biliniyor.

9 Mayıs’da açılan sergi 30 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.

İSTANBUL, (DHA)
4 Haziran tarihine kadar uzatılan sergi, izleyenler tarafından büyük ilgi çekiyor.
Orjin-Maslak iş merkezi ve Eti büskivilerininn sponsorluğunda açılan sergiden izlenimler:
Yücel Dönmez, Gamze Özçelik, Beliz İnal, Bubi, Mithat Köksal
Yücel Dönmez’in özgün teknik ve üslubu ile gerçekleştirdiği eserlerinden örnekler :
 
Mithat Köksal, serginin organizatörü Gülseli İnal ve idari müdür Nihat bey
koleksiyonuna kattığı Yücel Dönmez eseri ile. 
 

 

Sanatsal Müdahaleler (Artistic Interventions)

MERALBOSTANCI Meral Bostancı (Special for turkishartmarket.com)

Müdahaleli Baskılar, Çağdaş Türk Sanatına kendi tarzı ve sanat problematiğiyle düşünsel ve estetik katkılarda bulunmuş on dört değerli Türk sanatçısını özel bir sergide buluşturuyor: Halil Akdeniz, Özdemir Altan, Tomur Atagök, Bedri Baykam, Bubi, Yücel Dönmez, Adem Genç, Meriç Hızal, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli, Nur Koçak, Tülin Onat, Yusuf Taktak ve Güngör Taner

Bubi  Bubi

BUBI

Sergi temelde, anılan sanatçıların yapıtlarını geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen bir projenin ilk basamağıdır. Bu projenin amacı, bir yandan Çağdaş Türk Sanatını ve sanatçılarını uluslararası düzeyde tanıtmak, bir yandan da serbest piyasa koşullarında öncü sanatçıların özgün yapıtlarına sahip olma olasılığı sınırlı potansiyel koleksiyoncu ve sanatseverlerin önünü açmaktır.

OzdemirAltan zpfile005

ÖZDEMİR ALTAN

Sanatsal Müdahaleler Sergisi, sanatçıların kendilerine ait baskı çalışmalarını, üzerine boya veya farklı malzemelerle sanatsal müdahaleler uygulayarak, orijinal bir hale getirdikleri işlerden oluşmaktadır. Sergideki işlerin her biri özgün ve tek, ayrıca uluslararası sertifikalıdır. Teklik ve biriciklik geçen yüzyıldan bu yana sorgulanan bir kavramdır. Baskılar üzerine sanatçıları tarafından boya ile yapılan müdahalelerin asıl nedeni, bu yapıtların her birini diğerinden ayırarak, onlara bir tıpkıbasımı, eşi ya da kopyası bulunmayan anlamında tekil ve otantik bir nitelik kazandırmaktadır.

SONY DSC

SONY DSC

İzleyicinin bilinç ve duygu dünyasına dokunarak, yaşamla sanat arasında bir köprü kurma stratejisiyle olgunlaşan ve 07 Haziran   2016 tarihinde Bodrum-Yalıkavak, Palmarina’da bulunan Mine Sanat Galerisi’nde açılacak olan “Sanatsal Müdahaleler” Sergisi, 23 Haziran 2016 tarihine kadar görülebilir. Sergi, sonrasında Hilton Bodrum-Türkbükü’nde sezon sonuna dek devam edecek.

zpfile002zpfile005

 

 

ERSİN BURAK’IN “GILGAMIŞ” SERGİSİ

Naci görgün -TurkishArtCollectors.com

Uzun yıllar çizgi romanları ile kuşakları heyecana boğan Ersin Burak, çizgi roman karekterlerinden yola çıkarak yaptığı yağlı boya tablolarını, CKM’de (Caddebostan Kültür Merkezi) sergiliyor.8-17 Mayıs tarihleri arasında gezilebilen sergi, bilgisayar teknolojisinden önce genç kuşakları okumaya yönlendiren bir kültürün ürünleri.

Çizgi romanların çocuk yaştan okuma zevkini aşıladığına değinen çizgi roman uzmanı yönetmen ve karikatürist Yener Çakmak, şimdilerde ise bu sektörün hala sürdüğüne ve bilgisayar oyunları ile desteklendiğine değiniyor.

IMG_7065 IMG_7069

İstanbul’un Kadıköy ve çeşitli semtlerinde şık mağazalar ile pazarlanan çizgi roman, foto roman ürünleri, aynı mağazalardan pazarlanan bilgisayar oyunları ile de çağa ayak uydurmuştur.

Amerika’da çizgi roman sanatçıları ve karikatüristlerin eserleri büyük paralar ederken, ülkemizde nedense bu alanda koleksiyonculuk fikri henüz çok yeni.

IMG_7033 IMG_7061

Ersin Burak sergisinde rastladığımız televizyon dizi oyuncusu Umut Oğuz, sergide kendisini etkileyen  bir resmi satın aldı.

Sergi açılışında kalabalık bir sanatseverin yanı sıra, medya ve resim sanatı çevresinden de  sanatçıların olduğu göze çarpıyordu.

Gılgamış destanı

Geçen yıl Çanakkale konulu sergi açan Ersin Burak, bu defa Gılgamış destanından yola çıktı. Dünyanın ilk yazılı destanı olan Gılgamış,Tufan’dan sonraki birinci Uruk sülalesininbeşinci kralı olan Gılgamış’ın başından geçen öyküleri anlatır. Önce Sümer diliyle tabletlere kazınan destan, sonraları Sami-Akad ve Asur dilleriyle kopyalanarak günümüze kadar gelmiştir.

IMG_7037  IMG_7050

Ersin Burak Gılgamış destanında adı geçen kahramanları bu defa tuval resimlerine yansıttı.

IMG_7049 IMG_7039

Ali Raşit karakılıç ve son sergisi

Duygu Yaşam

Ali Raşit Karakılıç bir Tatbiki çıkışlı sanatçı ve  Bauhaus temelli eğitiminin etkisi ile bugün çağdaş sanatta farklı ve önemli işlere imza atabiliyor…

Ali Raşit bugün kavramsal sanatı temsil ettiklerini iddia eden galerilerimiz tarafından bugüne kadar neden keşfedilmedi anlam veremiyoruz… Oysa çağdaş sanatta genç sanatçılara odaklanan sözde yeni neslin galerileri, bugüne kadar ortaya da iddialı bir sanatçı çıkaramadılar.

Yine de ne varsa eskilerde var diyerek sözü Ali Raşit Karakılıç’a bırakıyoruz;

 “10 yılı aşkın bir süredir çalışmalarımın teması dönüşüm ekseninde. Hurdalık fotoğraflarından faydalandığım görüntülerini silip bozarak boya ile müdahaleler yaparak pentürel bir dönüşümle meydana getiriyordum. Ayrıca iki ayrı tuvalde yaptıklarımı çeşitli kesimlerle örerek bir tuvalde birleştirip daha çağdaş ve katmanlı bir yüzeyde buluşturuyordum. Bu birikim beni daha da ileri görürdü direkt dönüşüm malzemesi üstüne uyguladım son çalışmalarımda içinde kadın şiddetini barındıran ikonist bir yapıda.

2995_742607692540981_6544655364916130208_n 12402008_10153863261094846_3044594962616389678_o 1462686_10153863261464846_5498678469196259671_o

Bu malzeme birazda é picasso’nun “Aramıyorum buluyorum” dediği gibi yoğunlaşınca buldum. Klima ve çeşitli makine donanımlarında bulunan Sıcak SU veya YAĞI SOĞUTMAYA YARAYAN Radyatör panelleri oldu. aralarında dolaşan bakır boruları sarmalayan birbirine paralel alüminyum yapraklarını eğip bükerek dışarıdan aldığı ışığı izleyiciye yansıtıyor. yansıyan ışık portrenin açık kısımlarında yansımayıp paralel olarak duran kısımları da karanlık koyu kısımlarını da bırakınca resim oluşuyor. Tabi ki değişik eğimlerde ara tonlarını oluşturuyor. 1 mm aralıkla oluşan bu yaprakları bir zenaatlar titizliği ve sabrında işlemek hayli zor. Ama insan sevince heyecan duyunca zorluklarına katlanıyor. smile ifade simgesi ince çelik uçlar, mini spiral taşlama makinesi, cımbız, hassas kesici karga burun, hatta ameliyatlarda kullanılan bazı aletleri de kullanıyorum. işimde operasyon zaten smile ifade simgesi Boya hemen hemen yok gibi bazı gölgeleri kuvvetlendirmek için yardımcı oluyor. malzemenin doğasına aykırılık olmasın istiyorum. işte böyle.. Gerisi çalışmak.

10302116_10153863271549846_4381708061125567817_n 12402150_10153863264654846_8366857976193911102_o 12440428_10153863263049846_1062035895836158188_o

portrelerin biri hariç kimliği yok. Oda yüzü olmayan Özgecan’ın ikonlaşmış portresi

yüzü yok ama etrafındaki belli belirsiz yüzler özgecan’ın birçok şiddet mağdurlarına adanmış onlar olmuş..”

SERGİ:

12362687_10207874894451918_1973735012301744531_o

26. Aralık-24 Ocak Galeri M 1886 / Ankara adresinde izlenebilir.

Ali Raşit Karakılıç sergisi ile ilgili olarak, Zeynep Şanlıer Tansuğ tarafından kaleme alınan yazı;

“Siz hangi portrede saklı kaldınız?”
Bir sanatçı için olgunluk çağı ne zaman başlar? Çeşitli kıstaslardan söz edebiliriz buna yanıt vermek için. Ancak Ali Raşit Karakılıç’ ın ister olgunluk çağı olarak tanımlansın isterse arayış; gerek malzeme gerek estetik, gerek kurgu, gerekse biçem olarak yepyeni ve bir o kadar heyecan verici bir dönemin kapılarını araladığını söylemek yanlış olmaz.
“Dönüşüm / Transformation” sergilerinde de hurdalıklarda, eskicilerde yakaladığı ‘anları’ tuvale ve tuvalden başka pek çok farklı zemine aktarıyor, bunları kesip biçerek tekrar tekrar dönüştürüyor ve yepyeni bir bütün oluşturuyordu. Tüm bunları yaparken de yapı bozumcu bir anlayışla öze kavuştuğunu, ‘sıradan’ anları yapıtlarına taşısa da rastlantısal olana mesafeli durduğunu söylemek mümkün. Oysa bu yeni işleriyle Karakılıç, yepyeni bir hikaye anlatmaya başladığını, hikayesini anlatabilmek için ‘tüm’den gelen her veriye açık olduğunu gösteriyor.
Sıkça dolaştığı hurdalıklarda yeni serüvenleri için esin kaynağını bulmaya devam ediyor Karakılıç. Bu kimi zaman retinasından içeri sızan bir kadraj, kimi zaman ise ömrünü çoktan tamamladığı düşünülerek bir kenara atılmış bir hurda parçası. Ancak rastlantısal olanla ilişkisi daha samimi ve ‘buyur etmek’ ten hiç çekinmiyor. Yeni işlerinin temel malzemesi olan klima radyatörleri de böylesi bir berrak zihnin algısı sayesinde giriyor Karakılıç’ ın bu dönemine.
Anadolu’nun ana tanrıça kültünden ikonalara, Göbeklitepe’ nin sırları ve muhteşemlikle bezeli öyküsüne göz kırpan bir sergiyle karşı karşıyayız. Farklı formlardaki bu yeni yapıtlarının fark edilmeyi bekleyen detaylarında malzemenin kendine ait dilini, öyküsünü bir an bile yadsımıyor sanatçı. Tam aksine bu dili kendisininkiyle bütünleştirerek üslubunu ve anlatımını kuvvetlendirirken izleyicisiyle bunu paylaşmakta bir an için bile tereddüt etmiyor. Sanatçı, bu dünyanın halet-i ruhiyesini dışlamadan, inadına umutla; suretleri, duyguları, bütün bunlara tanıklık edenleri ve bu suretlerin etrafındaki fısıltıları işliyor hurda klima radyatörlerine. İncecik levhaları ışığın dokunuşunu hesaplayarak kıvırıyor, eğip büküyor. Bu bükülmelerle yeniden hayatın tarifini yapıyor. Dünyanın anlam çoğulluğuna en kişisel, en mahrem, en özverili dokunuşlarıyla katkıda bulunuyor. Bu yapıtlarda usta desen anlayışı ve ışık bilgisiyle birlikte bir zanaatkâr yan var. Sanatçı malzemesini çok iyi tanıyor ve ‘dinliyor’. Çevresindeki gündelik hayatı yakından inceliyor, sonra gördüklerini alegori ve mitos malzemesi olarak kullanıyor. Seçtiği sıra dışı malzeme sadece formuyla sanatçının diline katkıda bulunmuyor aynı zamanda gerçek işlevi de sanat diline, biçime ve öze sessizce sızıyor.
Sanatçının betimlediği portrelerin farklı duyguları ve içlerindeki tarifsiz enerji, kanallar arasında gezinerek ‘soğuyor’. Bu zamanının tanığı suretler bir bakışta demir parmaklıklar ardında tutsak, bir bakışta parmaklıklarını ardında bırakıp izleyicisinin yanı başında dikiliveriyor. ‘Portre’, kelimenin kökeni itibariyle ‘yeniden üretmek’ demek. Sanatçının deyişiyle, “Geçmiş, yaşanmışlık ve anıların toplandığı büyük bir yüzey”. Karakılıç’ ın ruh haritalarını çıkardığı işleri buradan bakınca tam yerinde, tam zamanında, tam da yerli yerinde. İzleyiciyi ise şu sorular bekliyor:
Siz hangi portrede saklı kaldınız; hangi fısıltıda tutsak? Ya da bildiğiniz her şeyi bir sarmalın sonsuz döngüsüne uğurlayıp gelecek işaretlerin izlerini mi sürmeye başladınız?
Bu ‘genç’ zihnin ürünleri sıra dışı, heyecan verici…

Zeynep Şanlıer Tansuğ, Aralık-2015

12363198_10153863255294846_4246452133479388227_o 10644611_10153863271409846_1315450194111532134_o 10302116_10153863271549846_4381708061125567817_n

 

Ferahi Mengeş “göğsü kınalı” sergisi SMALLER STUDIO’da sanat severler ile buluşuyor

Taner YETKİN

Suluboya’nın  fırçadan  kağıda damlarken bile heyecan duyduğunu hissettiren, sanatçının aklına yer etmiş  kararlı hareketleri imgeye dönüştürdüğü, geleneksel ama modern çizgiye sahip, izleyicisine haz veren nitelikte işleri ile Ferahi MENGEŞ sergisi 22 Aralık – 19 Ocak 2016 tarihleri arasında Smaller Studio Communication Arts and Atelier’da izleyicileri ile buluşuyor…

“Sen yoksun beş dirhem, nerde kırk kantar yağın eriyor”

Göğsü kınalı kuşu varmış,ufacık…Gök gürleyince yere yatar da ayaklarını havaya kaldırırmış.Görenler sormuş: “Ne yapıyorsun böyle serçecik?” O da demiş ki”Aman bre şu göğün altında çeşit çeşit mahlukat yaşar.Olur da gök yıkılırsa diye ayaklarımı dayak yapıyorum.”Bir yandan da” demiş.”korkudan kırk kantar yağım eriyor.” “Hadi ordan şaşkın” demişler,” Sen yoksun beş dirhem, nerde kırk kantar yağın eriyor?” serçecik de demiş ki:” Her alemin kendine göre kantarı var, dirhemi var;siz ne anlarsınız?”

invitation

Resimlerimde ki her bir kınalı kuşu, kötülüklerin,savaşın,terörün hiç bitmediği dünyamızda yitik cennetinin peşine düşerken; kötülüklere karşı ayaklarını dayak yaparken yitip giden tüm dünya çocuklarına adıyorum. Dünyanın bütün kınalı göğsünde toplamış, o incecik bacakları henüz bisiklete değmemişken kaybettiğimiz yitik cennetin çocuklarına…

Ferahi MENGEŞ