Sanatsal Müdahaleler (Artistic Interventions)

MERALBOSTANCI Meral Bostancı (Special for turkishartmarket.com)

Müdahaleli Baskılar, Çağdaş Türk Sanatına kendi tarzı ve sanat problematiğiyle düşünsel ve estetik katkılarda bulunmuş on dört değerli Türk sanatçısını özel bir sergide buluşturuyor: Halil Akdeniz, Özdemir Altan, Tomur Atagök, Bedri Baykam, Bubi, Yücel Dönmez, Adem Genç, Meriç Hızal, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli, Nur Koçak, Tülin Onat, Yusuf Taktak ve Güngör Taner

Bubi  Bubi

BUBI

Sergi temelde, anılan sanatçıların yapıtlarını geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen bir projenin ilk basamağıdır. Bu projenin amacı, bir yandan Çağdaş Türk Sanatını ve sanatçılarını uluslararası düzeyde tanıtmak, bir yandan da serbest piyasa koşullarında öncü sanatçıların özgün yapıtlarına sahip olma olasılığı sınırlı potansiyel koleksiyoncu ve sanatseverlerin önünü açmaktır.

OzdemirAltan zpfile005

ÖZDEMİR ALTAN

Sanatsal Müdahaleler Sergisi, sanatçıların kendilerine ait baskı çalışmalarını, üzerine boya veya farklı malzemelerle sanatsal müdahaleler uygulayarak, orijinal bir hale getirdikleri işlerden oluşmaktadır. Sergideki işlerin her biri özgün ve tek, ayrıca uluslararası sertifikalıdır. Teklik ve biriciklik geçen yüzyıldan bu yana sorgulanan bir kavramdır. Baskılar üzerine sanatçıları tarafından boya ile yapılan müdahalelerin asıl nedeni, bu yapıtların her birini diğerinden ayırarak, onlara bir tıpkıbasımı, eşi ya da kopyası bulunmayan anlamında tekil ve otantik bir nitelik kazandırmaktadır.

SONY DSC

SONY DSC

İzleyicinin bilinç ve duygu dünyasına dokunarak, yaşamla sanat arasında bir köprü kurma stratejisiyle olgunlaşan ve 07 Haziran   2016 tarihinde Bodrum-Yalıkavak, Palmarina’da bulunan Mine Sanat Galerisi’nde açılacak olan “Sanatsal Müdahaleler” Sergisi, 23 Haziran 2016 tarihine kadar görülebilir. Sergi, sonrasında Hilton Bodrum-Türkbükü’nde sezon sonuna dek devam edecek.

zpfile002zpfile005

 

 

ERSİN BURAK’IN “GILGAMIŞ” SERGİSİ

Naci görgün -TurkishArtCollectors.com

Uzun yıllar çizgi romanları ile kuşakları heyecana boğan Ersin Burak, çizgi roman karekterlerinden yola çıkarak yaptığı yağlı boya tablolarını, CKM’de (Caddebostan Kültür Merkezi) sergiliyor.8-17 Mayıs tarihleri arasında gezilebilen sergi, bilgisayar teknolojisinden önce genç kuşakları okumaya yönlendiren bir kültürün ürünleri.

Çizgi romanların çocuk yaştan okuma zevkini aşıladığına değinen çizgi roman uzmanı yönetmen ve karikatürist Yener Çakmak, şimdilerde ise bu sektörün hala sürdüğüne ve bilgisayar oyunları ile desteklendiğine değiniyor.

IMG_7065 IMG_7069

İstanbul’un Kadıköy ve çeşitli semtlerinde şık mağazalar ile pazarlanan çizgi roman, foto roman ürünleri, aynı mağazalardan pazarlanan bilgisayar oyunları ile de çağa ayak uydurmuştur.

Amerika’da çizgi roman sanatçıları ve karikatüristlerin eserleri büyük paralar ederken, ülkemizde nedense bu alanda koleksiyonculuk fikri henüz çok yeni.

IMG_7033 IMG_7061

Ersin Burak sergisinde rastladığımız televizyon dizi oyuncusu Umut Oğuz, sergide kendisini etkileyen  bir resmi satın aldı.

Sergi açılışında kalabalık bir sanatseverin yanı sıra, medya ve resim sanatı çevresinden de  sanatçıların olduğu göze çarpıyordu.

Gılgamış destanı

Geçen yıl Çanakkale konulu sergi açan Ersin Burak, bu defa Gılgamış destanından yola çıktı. Dünyanın ilk yazılı destanı olan Gılgamış,Tufan’dan sonraki birinci Uruk sülalesininbeşinci kralı olan Gılgamış’ın başından geçen öyküleri anlatır. Önce Sümer diliyle tabletlere kazınan destan, sonraları Sami-Akad ve Asur dilleriyle kopyalanarak günümüze kadar gelmiştir.

IMG_7037  IMG_7050

Ersin Burak Gılgamış destanında adı geçen kahramanları bu defa tuval resimlerine yansıttı.

IMG_7049 IMG_7039

Ali Raşit karakılıç ve son sergisi

Duygu Yaşam

Ali Raşit Karakılıç bir Tatbiki çıkışlı sanatçı ve  Bauhaus temelli eğitiminin etkisi ile bugün çağdaş sanatta farklı ve önemli işlere imza atabiliyor…

Ali Raşit bugün kavramsal sanatı temsil ettiklerini iddia eden galerilerimiz tarafından bugüne kadar neden keşfedilmedi anlam veremiyoruz… Oysa çağdaş sanatta genç sanatçılara odaklanan sözde yeni neslin galerileri, bugüne kadar ortaya da iddialı bir sanatçı çıkaramadılar.

Yine de ne varsa eskilerde var diyerek sözü Ali Raşit Karakılıç’a bırakıyoruz;

 “10 yılı aşkın bir süredir çalışmalarımın teması dönüşüm ekseninde. Hurdalık fotoğraflarından faydalandığım görüntülerini silip bozarak boya ile müdahaleler yaparak pentürel bir dönüşümle meydana getiriyordum. Ayrıca iki ayrı tuvalde yaptıklarımı çeşitli kesimlerle örerek bir tuvalde birleştirip daha çağdaş ve katmanlı bir yüzeyde buluşturuyordum. Bu birikim beni daha da ileri görürdü direkt dönüşüm malzemesi üstüne uyguladım son çalışmalarımda içinde kadın şiddetini barındıran ikonist bir yapıda.

2995_742607692540981_6544655364916130208_n 12402008_10153863261094846_3044594962616389678_o 1462686_10153863261464846_5498678469196259671_o

Bu malzeme birazda é picasso’nun “Aramıyorum buluyorum” dediği gibi yoğunlaşınca buldum. Klima ve çeşitli makine donanımlarında bulunan Sıcak SU veya YAĞI SOĞUTMAYA YARAYAN Radyatör panelleri oldu. aralarında dolaşan bakır boruları sarmalayan birbirine paralel alüminyum yapraklarını eğip bükerek dışarıdan aldığı ışığı izleyiciye yansıtıyor. yansıyan ışık portrenin açık kısımlarında yansımayıp paralel olarak duran kısımları da karanlık koyu kısımlarını da bırakınca resim oluşuyor. Tabi ki değişik eğimlerde ara tonlarını oluşturuyor. 1 mm aralıkla oluşan bu yaprakları bir zenaatlar titizliği ve sabrında işlemek hayli zor. Ama insan sevince heyecan duyunca zorluklarına katlanıyor. smile ifade simgesi ince çelik uçlar, mini spiral taşlama makinesi, cımbız, hassas kesici karga burun, hatta ameliyatlarda kullanılan bazı aletleri de kullanıyorum. işimde operasyon zaten smile ifade simgesi Boya hemen hemen yok gibi bazı gölgeleri kuvvetlendirmek için yardımcı oluyor. malzemenin doğasına aykırılık olmasın istiyorum. işte böyle.. Gerisi çalışmak.

10302116_10153863271549846_4381708061125567817_n 12402150_10153863264654846_8366857976193911102_o 12440428_10153863263049846_1062035895836158188_o

portrelerin biri hariç kimliği yok. Oda yüzü olmayan Özgecan’ın ikonlaşmış portresi

yüzü yok ama etrafındaki belli belirsiz yüzler özgecan’ın birçok şiddet mağdurlarına adanmış onlar olmuş..”

SERGİ:

12362687_10207874894451918_1973735012301744531_o

26. Aralık-24 Ocak Galeri M 1886 / Ankara adresinde izlenebilir.

Ali Raşit Karakılıç sergisi ile ilgili olarak, Zeynep Şanlıer Tansuğ tarafından kaleme alınan yazı;

“Siz hangi portrede saklı kaldınız?”
Bir sanatçı için olgunluk çağı ne zaman başlar? Çeşitli kıstaslardan söz edebiliriz buna yanıt vermek için. Ancak Ali Raşit Karakılıç’ ın ister olgunluk çağı olarak tanımlansın isterse arayış; gerek malzeme gerek estetik, gerek kurgu, gerekse biçem olarak yepyeni ve bir o kadar heyecan verici bir dönemin kapılarını araladığını söylemek yanlış olmaz.
“Dönüşüm / Transformation” sergilerinde de hurdalıklarda, eskicilerde yakaladığı ‘anları’ tuvale ve tuvalden başka pek çok farklı zemine aktarıyor, bunları kesip biçerek tekrar tekrar dönüştürüyor ve yepyeni bir bütün oluşturuyordu. Tüm bunları yaparken de yapı bozumcu bir anlayışla öze kavuştuğunu, ‘sıradan’ anları yapıtlarına taşısa da rastlantısal olana mesafeli durduğunu söylemek mümkün. Oysa bu yeni işleriyle Karakılıç, yepyeni bir hikaye anlatmaya başladığını, hikayesini anlatabilmek için ‘tüm’den gelen her veriye açık olduğunu gösteriyor.
Sıkça dolaştığı hurdalıklarda yeni serüvenleri için esin kaynağını bulmaya devam ediyor Karakılıç. Bu kimi zaman retinasından içeri sızan bir kadraj, kimi zaman ise ömrünü çoktan tamamladığı düşünülerek bir kenara atılmış bir hurda parçası. Ancak rastlantısal olanla ilişkisi daha samimi ve ‘buyur etmek’ ten hiç çekinmiyor. Yeni işlerinin temel malzemesi olan klima radyatörleri de böylesi bir berrak zihnin algısı sayesinde giriyor Karakılıç’ ın bu dönemine.
Anadolu’nun ana tanrıça kültünden ikonalara, Göbeklitepe’ nin sırları ve muhteşemlikle bezeli öyküsüne göz kırpan bir sergiyle karşı karşıyayız. Farklı formlardaki bu yeni yapıtlarının fark edilmeyi bekleyen detaylarında malzemenin kendine ait dilini, öyküsünü bir an bile yadsımıyor sanatçı. Tam aksine bu dili kendisininkiyle bütünleştirerek üslubunu ve anlatımını kuvvetlendirirken izleyicisiyle bunu paylaşmakta bir an için bile tereddüt etmiyor. Sanatçı, bu dünyanın halet-i ruhiyesini dışlamadan, inadına umutla; suretleri, duyguları, bütün bunlara tanıklık edenleri ve bu suretlerin etrafındaki fısıltıları işliyor hurda klima radyatörlerine. İncecik levhaları ışığın dokunuşunu hesaplayarak kıvırıyor, eğip büküyor. Bu bükülmelerle yeniden hayatın tarifini yapıyor. Dünyanın anlam çoğulluğuna en kişisel, en mahrem, en özverili dokunuşlarıyla katkıda bulunuyor. Bu yapıtlarda usta desen anlayışı ve ışık bilgisiyle birlikte bir zanaatkâr yan var. Sanatçı malzemesini çok iyi tanıyor ve ‘dinliyor’. Çevresindeki gündelik hayatı yakından inceliyor, sonra gördüklerini alegori ve mitos malzemesi olarak kullanıyor. Seçtiği sıra dışı malzeme sadece formuyla sanatçının diline katkıda bulunmuyor aynı zamanda gerçek işlevi de sanat diline, biçime ve öze sessizce sızıyor.
Sanatçının betimlediği portrelerin farklı duyguları ve içlerindeki tarifsiz enerji, kanallar arasında gezinerek ‘soğuyor’. Bu zamanının tanığı suretler bir bakışta demir parmaklıklar ardında tutsak, bir bakışta parmaklıklarını ardında bırakıp izleyicisinin yanı başında dikiliveriyor. ‘Portre’, kelimenin kökeni itibariyle ‘yeniden üretmek’ demek. Sanatçının deyişiyle, “Geçmiş, yaşanmışlık ve anıların toplandığı büyük bir yüzey”. Karakılıç’ ın ruh haritalarını çıkardığı işleri buradan bakınca tam yerinde, tam zamanında, tam da yerli yerinde. İzleyiciyi ise şu sorular bekliyor:
Siz hangi portrede saklı kaldınız; hangi fısıltıda tutsak? Ya da bildiğiniz her şeyi bir sarmalın sonsuz döngüsüne uğurlayıp gelecek işaretlerin izlerini mi sürmeye başladınız?
Bu ‘genç’ zihnin ürünleri sıra dışı, heyecan verici…

Zeynep Şanlıer Tansuğ, Aralık-2015

12363198_10153863255294846_4246452133479388227_o 10644611_10153863271409846_1315450194111532134_o 10302116_10153863271549846_4381708061125567817_n

 

Ferahi Mengeş “göğsü kınalı” sergisi SMALLER STUDIO’da sanat severler ile buluşuyor

Taner YETKİN

Suluboya’nın  fırçadan  kağıda damlarken bile heyecan duyduğunu hissettiren, sanatçının aklına yer etmiş  kararlı hareketleri imgeye dönüştürdüğü, geleneksel ama modern çizgiye sahip, izleyicisine haz veren nitelikte işleri ile Ferahi MENGEŞ sergisi 22 Aralık – 19 Ocak 2016 tarihleri arasında Smaller Studio Communication Arts and Atelier’da izleyicileri ile buluşuyor…

“Sen yoksun beş dirhem, nerde kırk kantar yağın eriyor”

Göğsü kınalı kuşu varmış,ufacık…Gök gürleyince yere yatar da ayaklarını havaya kaldırırmış.Görenler sormuş: “Ne yapıyorsun böyle serçecik?” O da demiş ki”Aman bre şu göğün altında çeşit çeşit mahlukat yaşar.Olur da gök yıkılırsa diye ayaklarımı dayak yapıyorum.”Bir yandan da” demiş.”korkudan kırk kantar yağım eriyor.” “Hadi ordan şaşkın” demişler,” Sen yoksun beş dirhem, nerde kırk kantar yağın eriyor?” serçecik de demiş ki:” Her alemin kendine göre kantarı var, dirhemi var;siz ne anlarsınız?”

invitation

Resimlerimde ki her bir kınalı kuşu, kötülüklerin,savaşın,terörün hiç bitmediği dünyamızda yitik cennetinin peşine düşerken; kötülüklere karşı ayaklarını dayak yaparken yitip giden tüm dünya çocuklarına adıyorum. Dünyanın bütün kınalı göğsünde toplamış, o incecik bacakları henüz bisiklete değmemişken kaybettiğimiz yitik cennetin çocuklarına…

Ferahi MENGEŞ

 

ADNAN ÇOKER’İN, “TÜRKİYE’DE RESSAM MESSAM YOK” SAVINA YÜCEL DÖNMEZ’DEN YANIT!

Sayın Adnan Çoker’in HaberTürk de yer alan  ‘Türkiye’de ressam messam yok!’ röportajı ile ilgili  olarak Yücel Dönmez tarafından verilen yanıtı aynen Yücel Dönmez’in söyleşisinden yayınlıyoruz:

 

YÜCEL DÖNMEZ

“Sayın Adnan Çoker’in HaberTürk de yer alan Kübra Par röportajını okuyunca sayın Çoker’in kendi, benim ise  uzun zamandan beri gündeme getirdiğim konular açısından ne kadar haklı olduğumuzu anladım; şöyle ki, ben Türkiye’de ressam messam yok demiyorum sadece Türkiye’de görsel sanattan anlayan yok, anladıklarını iddia edenler de tamamen kendi rantları ve menfaatleri adına sanatı kullanmak amacında oldukları içindir ki, sanatçılar da  içinden çıkılmaz bir durum ile baş başa bırakılmışlardır…

Geçenlerde Bedri Baykam’ın Piramit Sanat’ta yer alan panelinde Sayın Hasan Bülent Kahraman’da konuşmacı olarak bulundu. Hasan Bülent Kahraman bilindiği gibi Contemporary İstanbul’un da önemli bir ismi. Kendisiyle panel başlamadan önce  kısa bir sohbet yaptım. Çünkü daha önce bir başka kokteylde kendisiyle ayak üstü bir konuşmam olmuştu ve yüz yüze tanışıyorduk. Kendisine bu defa adımı bilip bilmediğini sorduğumda bilmediği yanıtını aldım ve elbette ne yaptığımı da bilmiyorsunuz dedim ve onayladı… 30 yıl sanat çalışmalarımı yaptığım Amerika’dan, 2005 yılında, Türkiye’de de sanat yapmak için geldim ve o tarihten beri Türkiye-Amerika arasında mekik dokuyorum. İstanbul’da kurduğum atölyemde yaptığım çalışmalarımla tüm sanat yaşamımın  doruğuna çıktığımı düşünüyorum ve ortaya koyduğum işlerim de zaten bunu kanıtlamaya yetiyor… Amerika’dayken bir çok sergimin yanı sıra, The Art Institute of Chicago Junior Museum’da bir sergim ve 12 günlük performanslarım oldu. The Art Institute of Chicago  Amerika’nın 3 büyük çağdaş müzesinden biri. Diğerleri Metropolitan müzesi ve Washington DC’de ki National Gallery of Art.

3x2 METRE MUCEVHER SERISI 1LOW RESULATİON 150x200cm tuval uzeri akrilik

300X200 cm mücevher serisinden 2015, 200X150cm 3D serisinden 2015

(Her iki resim de tuval üzeri akrilik, Yücel Dönmez özel teknik ve üslubu…)

Benim müzedeki sergim 1987 yılı Temmuz ayında oldu ve görsel sanatlar dünyasına getirmiş olduğum teknik ve üslubumla, ‘Chicago’s very own’ ödülünü aldım… Bu ödül Chicago’da yaşayan ve önemli özellikleri olan kişilere, WGN ulusal televizyonu tarafından veriliyor ve benden sonra da Michael Jackson spor dalında aynı ödülü aldı…

Nedense  ülkemizde hangi sektörü temsil ediyorsanız edin mutlaka  önünüzü kesmeye çalışanlar olacaktır. Bu yalnız sanatta değil, sporda da öyle. Örneğin Dağcılık federasyonunda  arşivler yok edilmiş ve o arada benim Ağrı dağının Kuzey Doğu buz kulvarını tırmandığım arşiv bile yakılmış oysa o tırmanış, Yeni hayat Ansiklopedisinde  federasyonun yayını ile yer aldı. Dağcılık tarihimizin ilk milli dağcısı olduğum halde, bu konu da arşivden yok edilmişti.

Sporda yaşadığım bu durum Sanatta da başıma geldi, 1974 yılında Türkiye’de yapmış olduğum ilk Land Art çalışması, Doğa Düzenlemesi olarak Milliyet Sanat dergisinde Sayın Zeynep Oral’ın röportajıyla yer aldı fakat nedense Antik A.Ş. de yapılan ilk enstelasyon çalışmaları sergisinde benim Land Art enstelasyon projemden bahis bile edilmedi.

İstanbul Modern’de Gelenekten çağdaşa sergisi açıldı, sergiye baktığınız zaman gelenekten çağdaşa bir şey göremediğiniz gibi, benim çalışmalarımdan da eser yoktu… Amerikalı sanat eleştirmenleri bile benim Türk-İslam sanatından yola çıkarak çağdaşa damgamı vurduğumu belirtirken, ülkemde, gelenekselden çağdaşa nasıl anlaşılıyorsa, yer alamıyorum… Bu durumları  sentez ettiğim zaman ortaya çıkan şu oluyor; kıskançlık, çekememezlik ve yandaş kayırma…

Kişilik olarak hep dik durmayı ön planda tuttum ve kimselere durup dururken düğme iliklemedim. Sanat alanında hep doğruları söyleyerek, ülkemin görsel sanatlarda daha bir sağlam duruş sergileye bilmesine yardımcı olmaya çalıştım fakat, birbirlerini kayırıcı çevrelerde dürüst davranılmadığı için, hep karşılarına aldılar, sanatımı anlamaya çalışmak yerine dedikodular ürettiler…

150x200cm tuval uzeri akrilik (2) 150x200cm tuval uzeri akrilik 2015

150X200cm Tavaf serisi tuval üzeri akrilik (Yücel Dönmez özel teknik ve üslubu)

Örneğin, bir holding galerisi ki benim resimlerime de sahip fakat sergi konusu gündeme gelince, ‘Biz  satışı iyi olana sergi açıyoruz’ diyerek yan çizdiler. Araştırdığımda ise karşıma, engellenmiş olduğum gerçeği çıkıyor… Nereye kadar engelleyebilirsiniz ki? Geçmişte sanat tarihinin bir çok ünlü ismi Paris sergisine alınmamışlardı ve şimdilerde onları sergiye almayanların adları bile hatırlanmazken, sanatçıların  yüzüncü yaş günleri kutlanıyor…

wgn tv WGN Ulusal Amerikan televizyonu tarafından The Art Institute of Chicago müzesindeki sergisi ve performansları sırasında yayınlanan röportajdan…

Bizim coğrafyamızın özelliğidir ve ata sözlerimize de yansımıştır bu özelliğimiz, ‘meyve veren ağaca taş atarlar’, ‘benden sonra tufan’, ‘kaç sevaptan girme günaha’…

Fazla söze gerek yok sanırım, umarım Sayın Adnan Çoker ile tanışırız ve üstat benim için ne söyler çok merak ediyorum 🙂

Yanlış anlaşılmasın benim eserlerim koleksiyonlara girmiyor diye yakınmıyorum. Bugüne kadar sadece Türkiye’de 200’ün üzerinde koleksiyonerde eserlerim var ve ayrıca kamusal alanlardaki eserlerimin önünden her gün 2 milyon insan yürüyor… Benim eleştirim şahsıma karşı yapılan terbiyesizlikleri ve sanat piyasamızdaki  üç kağıtları dile getirmek içindir. O kadar çok gerçekler var ki dile getirilecek, Sayın Adnan Çoker’in de bir kısmını dile getirdiği gerçekleri, araştırmacı arkadaşlarımız zaman zaman ortaya koyuyorlar ve koymaya da devam edeceklerdir.

DSC04912 Taksim funiculer station. 4X3 metre metal üzeri akrilik (2006)

Anadolu Adalet sarayı ana salonu cam altı enstelasyon 82 metre kare 2013 ve Taksim Füniküler istasyonundaki 12 metre karelik metal platform üzerine akrilik 2006

Ben de diyorum ki, Türkiye’de ressamlar var, görsel sanatlar ile uğraşan yeteneklerimiz var fakat sahipleri yok… Sahiplenen yok… Bugün bir çok genç sanatçımızı yanlış yönlendirmeler ve politikalar ile bunalıma soktular… Ve bizler onların ağabeyileri olarak, genç arkadaşlarımızın sorunlarını da bugüne kadar olduğu gibi bu yayınlarımız aracılığı ile gündeme getireceğiz. Yeter ki bize bilgiler ulaşsın.

IMG_0894.. IMG_1438..

Her iki resim de 200X150cm tuval üzeri akrilik 2015

EDİTÖRÜN NOTU: Bize ulaşmak isteyenler yorum kısmına özel olarak da yazabilirler ve yazdıkları yorum değilse okuyucular tarafından görülemez…

YÜCEL DÖNMEZ’İN BAZI SON ÇALIŞMALARIMDAN ÖRNEKLER:

1,5x2 metre tuval uzeri akrilik IMG_0871.. IMG_0164....

IMG_1457 IMG_0677.. Detay

IMG_1463.. IMG_1474